<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Comments on: Müzik Nedir?</title>
	<atom:link href="http://bmert.net/2004/12/01/muzik-nedir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://bmert.net/2004/12/01/muzik-nedir/</link>
	<description>Kişisel</description>
	<lastBuildDate>Sat, 24 Jul 2010 06:04:07 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
		<item>
		<title>By: kübra</title>
		<link>http://bmert.net/2004/12/01/muzik-nedir/comment-page-2/#comment-24212</link>
		<dc:creator>kübra</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Dec 2009 17:16:12 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://bmert.net/archives/2004/12/01/muzik-nedir/#comment-24212</guid>
		<description>bu bilgileri bize verdiğiniz için teşekkürler çok ihtiyacım vardı   ben ce müziksiz hayat olmaz</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>bu bilgileri bize verdiğiniz için teşekkürler çok ihtiyacım vardı   ben ce müziksiz hayat olmaz</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: cansu</title>
		<link>http://bmert.net/2004/12/01/muzik-nedir/comment-page-2/#comment-24154</link>
		<dc:creator>cansu</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Dec 2009 19:46:13 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://bmert.net/archives/2004/12/01/muzik-nedir/#comment-24154</guid>
		<description>iyimiş</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>iyimiş</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: bmert</title>
		<link>http://bmert.net/2004/12/01/muzik-nedir/comment-page-2/#comment-18686</link>
		<dc:creator>bmert</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2009 18:19:09 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://bmert.net/archives/2004/12/01/muzik-nedir/#comment-18686</guid>
		<description>teşekkürler</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>teşekkürler</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: irem su</title>
		<link>http://bmert.net/2004/12/01/muzik-nedir/comment-page-2/#comment-18678</link>
		<dc:creator>irem su</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2009 12:53:13 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://bmert.net/archives/2004/12/01/muzik-nedir/#comment-18678</guid>
		<description>bence çok güzel olmuş</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>bence çok güzel olmuş</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: naim</title>
		<link>http://bmert.net/2004/12/01/muzik-nedir/comment-page-2/#comment-7359</link>
		<dc:creator>naim</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Sep 2008 18:14:12 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://bmert.net/archives/2004/12/01/muzik-nedir/#comment-7359</guid>
		<description>Neden müzik dinliyoruz? 

Müzik, müziğin ne olduğu, vücudumuzda ve hormonal dengemizde ne değişikler yaptığı konusunda merakımı tatmin edecek yeterince bilimsel kaynak bulamamışımdır.

Dünya da asırlardır egemen olan Batı felsefesinin dayandığı kaynak pozitif bilimsel değerlerdir. Bu felsefe, gözle görülmeyen, elle tutulmayan, koklayarak anlaşılamayan, matematik denklemler ile izah edilemeyen her değerin bilimsel olarak yok farz edilmesidir.

Doğu felsefesinde ise batı bilimlerindeki gibi izah edilemeyen, pozitif bilimlerin denklemleri ile ispatlanamayan pek çok değer bulunmakta, ancak asırlardır göz ardı edilmekte.

Ancak doğu felsefesi son yıllarda tekrar pozitif bilimlerin önüne geçmeye başladı, insanlar bilim ile ispat edilemeyen pek çok soruyu ne, neden, nasıl, ne zaman soruları ile daha çok sormaya başladılar.

Konusunda çok bilgili bir arkadaşıma geçen gün bir şey anlatmasını istedim, ben 300 yıl önceden ışınlama ile günümüze gelen bir insanım bana elektrik denen şeyin ne olduğunu anlat ve ben anlayayım!!

Arkadaşım uğraştı durdu, elektronlardan, nötronlardan filan bahsetti ama bir türlü anlatmayı beceremedi.

Aynı şey müzik için de geçerli,. Müzik nedir sorusunun cevabı sürekli aklımı meşgul eder dururdu, hatta bu konuda tamamen kendi sezilerime dayanan bir makale yazmıştım, okumuş olanlar olabilir.

http://www.nonamehifi.com/ContentDetails.p...ID=23&amp;arc=0

Eğer okumayanlar var ise bu makaleden önce diğerini okumalarını öneririm.

Geçen hafta elime ulaşan bir kitap bu konuda bende farklı bir pencere açtı ve konuyu sizler ile paylaşmak arzusunu duydum. Kitabın adı ; Water Chystal Healing, Music&amp;Images to Restore Your Well Being. Bir Japon bilim adamı ve su araştırmacısı olan Masaru Emoto tarafından yapılan deneyleri ve sonuçlarını anlatan bir kitap. Müzik ve imajların insana verdiği huzur ve bedeni iyileştirme gücü olarak tercüme edilebilir. Tamamen bilimsel araştırmalara (batı standartlarında) dayanıyor. Yani el ile tutulabilir, göz ile görülebilir sonuçlara ulaşıyor.

Kısaca paylaşmaya çalışacağım;

MÜZİK NEDİR ?

En kaba tarifi ile pekçok ses demektir. Ses nedir, rezonans oluşturan maddelerin ortaya çıkardığı bir enerjidir. İnsanoğlu açısından 15 Hz ile 20 Khz arasındaki vibrasyonlar ses olarak algılanır, diğer vibrasyonlar insanoğluna göre ses sayılmazlar çünkü duyulamazlar.

Ses, bir vibrasyondur, dolayısı ile hareket eden bir enerji formudur. Diğer bir deyiş ile hareket eden partiküller ve elektronlardır. Ses enerjisi, hareketini dalgalar halinde yapar. Müzik dediğimiz şey ise ses tabir ettiğimiz bu enerji kombinasyonlarının sanat olarak bir araya getirilmiş çeşididir, kendisi de bir enerji formudur.

VÜCÜDUMUZDAKİ SENFONİ

Vücudumuz yaklaşık 100 Trilyon hücreden oluşur. Her hücrenin bir vibrasyonu vardır ve şaşırtıcı bir şekilde her hücrenin vibrasyonu birbirinden farklıdır. Diğer bir deyiş ile vücudumuzdaki her hücre ayrı bir ses üretir. Çok kuvvetli bir miktofon ile tamamen sağır bir odada vücudumuzdan çıkan bu senfoniyi kayıt edebilmemiz mümkündür. Masaru Emoto, yaptığı araştırmalarda her tür hastalığımızın temelinde bu hücrelerin yaydığı vibrasyonlardaki bozulmanın yol açtığını keşfetmiştir. Masaru Emoto&#039;ya göre vücudumuzdaki hücrelerin yaymış olduğu sesler ne derece uyum içerisinde ve güzellikte ise vücudun sağlıklı olma olasılığı aynı ölçüde artmaktadır. Aynı şekilde ahenksiz sesler arttığında ise tüm senfoni bozulmakta, ağır ağır tüm vücudumuz negative dönmekte ve sonunda hastalıklar gelmektedir.

Bu nedenle bazı doktorlar sadece bir hastanın vücudunu steteskop ile dinleyerek anormallikleri algılayabilmektedirler.

VİBRASYONU VİBRASYON İLE KONTROL ETME

Bir vibrasyonu (titreşimi) kontrol etmek günümüzde oldukça kolaydır. Vibrasyonu oluşturan ses dalgasını bulup 180 derece ters faz ile aynı vibrasyonu göndermek vibrasyonu yok eder. Örnek vermek gerekirse müzik sistemimize bir sub woofer ilave ettiğimizde tüm bas seslerin yok olabildiğini duyabiliriz. Bu nedenle iyi tüm aktif baslarda 180 derece faz farkı düğmesi vardır. Düğmeyi diğer konuma aldığımızda bir anda şiddetlenen, aksi takdirde yok olan sesleri duyabiliriz. Aynı şekilde bir arabanın dört kapısına takılan dört hoparlörün birinin fazı ters bağlanırsa içeride hiç bas kalmadığını duyabiliriz. Bu teknoloji şu anda yeni otomobillerin motor ve yer seslerini yok etmek için uygulanmaktadır.

Müziğe ihtiyaç hissetmemizin sebebi bu basit prensipte yatmaktadır. Seçtiğimiz müzik, hücrelerimizin bozulmuş olan vibrasyonlarını ters faz ile normal haline döndürür. Modern şehir hayatının stresi, vücudumuzdaki hücrelerin vibrasyonlarını bozmaktadır. Bu vibrasyonları normale döndürmek için müziğe ihtiyaç duyarız. İhtiyaç duyduğumuz anda aradığımız türde müzik, tempo, ton ve ritmler vücut vibrasyonlarımızı normale döndürür. Bu iyileştirici özelliklerinden dolayı müzik insan tarihinin başından beri bizimle beraber ola gelmiştir.

MÜZİĞİ GÖRMEK

Müziğin anlamı duyulabilir olmasındadır. Ancak yeni su kristallerini fotoğraflayabilme teknikleri sayesinde müzik görülebilir hal almaya başlamıştır. Bir su kristali vibrasyon ile şekillenen geometrik kristallerden oluşur. Dinletilen her müziğe göre su kristalinin şekli ve formu değişir. İnsan vücudunun % 90 dan fazlasının su olduğunu düşünürsek vücudumuzdaki etkisini anlayabiliriz.

Masaru Emoto, pek çok kabı 1 mililitre aynı su ile doldurarak her birine aynı odada farklı zamanlarda farklı müzikler dinletmiş, sonra her kabı -30 derecede dondurmuş, ardından -5 derecedeki soğuk bir odada elektron mikroskobu ile kristallerin yapısını incelemiştir.

Masaru Emoto, her müziğin su kristallerinde farklı şekilleri oluşturduğu hayretle fark etmiştir. Müziğin kendisi görülebilir bir formda olmamasına rağmen etkileri görünür formlardadır. Aynı müzikler hep aynı kristal şekillerini oluşturmaktadır.

İlginç bir saptama ile yıllar sonra bir CD alacağımız zaman (o zaman CD olmayacak ama) üzerindeki kristalin yapısına göre müziği beğenip beğenmeyeceğimizi ayırt edebileceğimizdir.

Özhan Atalay

kaynak : e-posta</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Neden müzik dinliyoruz? </p>
<p>Müzik, müziğin ne olduğu, vücudumuzda ve hormonal dengemizde ne değişikler yaptığı konusunda merakımı tatmin edecek yeterince bilimsel kaynak bulamamışımdır.</p>
<p>Dünya da asırlardır egemen olan Batı felsefesinin dayandığı kaynak pozitif bilimsel değerlerdir. Bu felsefe, gözle görülmeyen, elle tutulmayan, koklayarak anlaşılamayan, matematik denklemler ile izah edilemeyen her değerin bilimsel olarak yok farz edilmesidir.</p>
<p>Doğu felsefesinde ise batı bilimlerindeki gibi izah edilemeyen, pozitif bilimlerin denklemleri ile ispatlanamayan pek çok değer bulunmakta, ancak asırlardır göz ardı edilmekte.</p>
<p>Ancak doğu felsefesi son yıllarda tekrar pozitif bilimlerin önüne geçmeye başladı, insanlar bilim ile ispat edilemeyen pek çok soruyu ne, neden, nasıl, ne zaman soruları ile daha çok sormaya başladılar.</p>
<p>Konusunda çok bilgili bir arkadaşıma geçen gün bir şey anlatmasını istedim, ben 300 yıl önceden ışınlama ile günümüze gelen bir insanım bana elektrik denen şeyin ne olduğunu anlat ve ben anlayayım!!</p>
<p>Arkadaşım uğraştı durdu, elektronlardan, nötronlardan filan bahsetti ama bir türlü anlatmayı beceremedi.</p>
<p>Aynı şey müzik için de geçerli,. Müzik nedir sorusunun cevabı sürekli aklımı meşgul eder dururdu, hatta bu konuda tamamen kendi sezilerime dayanan bir makale yazmıştım, okumuş olanlar olabilir.</p>
<p><a href="http://www.nonamehifi.com/ContentDetails.p...ID=23&amp;arc=0" rel="nofollow">http://www.nonamehifi.com/ContentDetails.p&#8230;ID=23&amp;arc=0</a></p>
<p>Eğer okumayanlar var ise bu makaleden önce diğerini okumalarını öneririm.</p>
<p>Geçen hafta elime ulaşan bir kitap bu konuda bende farklı bir pencere açtı ve konuyu sizler ile paylaşmak arzusunu duydum. Kitabın adı ; Water Chystal Healing, Music&amp;Images to Restore Your Well Being. Bir Japon bilim adamı ve su araştırmacısı olan Masaru Emoto tarafından yapılan deneyleri ve sonuçlarını anlatan bir kitap. Müzik ve imajların insana verdiği huzur ve bedeni iyileştirme gücü olarak tercüme edilebilir. Tamamen bilimsel araştırmalara (batı standartlarında) dayanıyor. Yani el ile tutulabilir, göz ile görülebilir sonuçlara ulaşıyor.</p>
<p>Kısaca paylaşmaya çalışacağım;</p>
<p>MÜZİK NEDİR ?</p>
<p>En kaba tarifi ile pekçok ses demektir. Ses nedir, rezonans oluşturan maddelerin ortaya çıkardığı bir enerjidir. İnsanoğlu açısından 15 Hz ile 20 Khz arasındaki vibrasyonlar ses olarak algılanır, diğer vibrasyonlar insanoğluna göre ses sayılmazlar çünkü duyulamazlar.</p>
<p>Ses, bir vibrasyondur, dolayısı ile hareket eden bir enerji formudur. Diğer bir deyiş ile hareket eden partiküller ve elektronlardır. Ses enerjisi, hareketini dalgalar halinde yapar. Müzik dediğimiz şey ise ses tabir ettiğimiz bu enerji kombinasyonlarının sanat olarak bir araya getirilmiş çeşididir, kendisi de bir enerji formudur.</p>
<p>VÜCÜDUMUZDAKİ SENFONİ</p>
<p>Vücudumuz yaklaşık 100 Trilyon hücreden oluşur. Her hücrenin bir vibrasyonu vardır ve şaşırtıcı bir şekilde her hücrenin vibrasyonu birbirinden farklıdır. Diğer bir deyiş ile vücudumuzdaki her hücre ayrı bir ses üretir. Çok kuvvetli bir miktofon ile tamamen sağır bir odada vücudumuzdan çıkan bu senfoniyi kayıt edebilmemiz mümkündür. Masaru Emoto, yaptığı araştırmalarda her tür hastalığımızın temelinde bu hücrelerin yaydığı vibrasyonlardaki bozulmanın yol açtığını keşfetmiştir. Masaru Emoto&#8217;ya göre vücudumuzdaki hücrelerin yaymış olduğu sesler ne derece uyum içerisinde ve güzellikte ise vücudun sağlıklı olma olasılığı aynı ölçüde artmaktadır. Aynı şekilde ahenksiz sesler arttığında ise tüm senfoni bozulmakta, ağır ağır tüm vücudumuz negative dönmekte ve sonunda hastalıklar gelmektedir.</p>
<p>Bu nedenle bazı doktorlar sadece bir hastanın vücudunu steteskop ile dinleyerek anormallikleri algılayabilmektedirler.</p>
<p>VİBRASYONU VİBRASYON İLE KONTROL ETME</p>
<p>Bir vibrasyonu (titreşimi) kontrol etmek günümüzde oldukça kolaydır. Vibrasyonu oluşturan ses dalgasını bulup 180 derece ters faz ile aynı vibrasyonu göndermek vibrasyonu yok eder. Örnek vermek gerekirse müzik sistemimize bir sub woofer ilave ettiğimizde tüm bas seslerin yok olabildiğini duyabiliriz. Bu nedenle iyi tüm aktif baslarda 180 derece faz farkı düğmesi vardır. Düğmeyi diğer konuma aldığımızda bir anda şiddetlenen, aksi takdirde yok olan sesleri duyabiliriz. Aynı şekilde bir arabanın dört kapısına takılan dört hoparlörün birinin fazı ters bağlanırsa içeride hiç bas kalmadığını duyabiliriz. Bu teknoloji şu anda yeni otomobillerin motor ve yer seslerini yok etmek için uygulanmaktadır.</p>
<p>Müziğe ihtiyaç hissetmemizin sebebi bu basit prensipte yatmaktadır. Seçtiğimiz müzik, hücrelerimizin bozulmuş olan vibrasyonlarını ters faz ile normal haline döndürür. Modern şehir hayatının stresi, vücudumuzdaki hücrelerin vibrasyonlarını bozmaktadır. Bu vibrasyonları normale döndürmek için müziğe ihtiyaç duyarız. İhtiyaç duyduğumuz anda aradığımız türde müzik, tempo, ton ve ritmler vücut vibrasyonlarımızı normale döndürür. Bu iyileştirici özelliklerinden dolayı müzik insan tarihinin başından beri bizimle beraber ola gelmiştir.</p>
<p>MÜZİĞİ GÖRMEK</p>
<p>Müziğin anlamı duyulabilir olmasındadır. Ancak yeni su kristallerini fotoğraflayabilme teknikleri sayesinde müzik görülebilir hal almaya başlamıştır. Bir su kristali vibrasyon ile şekillenen geometrik kristallerden oluşur. Dinletilen her müziğe göre su kristalinin şekli ve formu değişir. İnsan vücudunun % 90 dan fazlasının su olduğunu düşünürsek vücudumuzdaki etkisini anlayabiliriz.</p>
<p>Masaru Emoto, pek çok kabı 1 mililitre aynı su ile doldurarak her birine aynı odada farklı zamanlarda farklı müzikler dinletmiş, sonra her kabı -30 derecede dondurmuş, ardından -5 derecedeki soğuk bir odada elektron mikroskobu ile kristallerin yapısını incelemiştir.</p>
<p>Masaru Emoto, her müziğin su kristallerinde farklı şekilleri oluşturduğu hayretle fark etmiştir. Müziğin kendisi görülebilir bir formda olmamasına rağmen etkileri görünür formlardadır. Aynı müzikler hep aynı kristal şekillerini oluşturmaktadır.</p>
<p>İlginç bir saptama ile yıllar sonra bir CD alacağımız zaman (o zaman CD olmayacak ama) üzerindeki kristalin yapısına göre müziği beğenip beğenmeyeceğimizi ayırt edebileceğimizdir.</p>
<p>Özhan Atalay</p>
<p>kaynak : e-posta</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
