Bir ben var kimden içerü?
Gece su içmek için yataktan kalkıp mutfağa gittin. Evde senden başka uyanık kimse yok. Dışarısı da soğuk ve sessiz. Normalde herkes gibi suyunu içip yatağına dönersin. Bu sefer dur. Hareketsiz kal ve çevrene yavaşça bir bak. Elde ne var bir değerlendirelim.
Atom denilen, gözle görülemez parçalardan oluşuyorsun.
Çevrendeki cisimler de aynı şekilde…
Bu garip görünüşlü cisimleri günlük hayatta kullanıyorsun ama şimdi ilk defa görüyorsun gibi.
Pencereden dışarı bak. Kocaman bir dünya var.
Ama içerisi bile çözemediğin sorularla dolu.
Orada ne işin var ve sen kimsin?
Bütün bu olanlarla atomların ne alakası var?

Ağır iş makinaları çalışma yaparken bazı insanlar dikilip bunlara bakarlar. Bazı insanlar da alaycı bir ifadeyle bu insanlara bakar ve çeşitli kınama cümleleri sarfedip gülümserler. Açın da kendi kıçınıza gülün. Bir insan bir iş makinesini neden seyreder? Çünkü orada günlük yaşamında göremeyeceği bir şeyler olmaktadır. Mühendislik eseri bir makine olağanüstü bir enerji üretmektedir ve üstün hareket kabiliyetiyle tonlarca maddenin yerini değiştirebilir. İlginizi çekmedi mi? Neden? Çünkü şehir yaşamı içinde duyarlılığınızın çoğunu kaybetmişsiniz. Anca kendi işinize bakıyor, başka şeylerle ilgilenmiyorsunuz. Her fırsatta yüceltilen ve insanlığın bugünlere gelmiş olmasını sağlayan (bu iyi mi tartışılır) merak duygusu sizden silinmeye başlamış.
Biliyorsunuz, teoriye göre hayat suda başlamıştır. Size acayip bi’ şey söyleyim mi… Bizim için suyun tadının, kokusunun olmamasının sebebi… Ondan geliyor olmamız olsa! Amatörce bilimsel bir teori üretmeye çalışmıyorum; daha çok sembolik, şiirsel bir şey…
Yaklaşık sekiz senedir televizyon karşısında geçirdiğim zamanın yarısından fazlasında Discovery Channel ya da National Geographic izliyorum. Ama hiç birşey öğrenmedim! Adamların günahını almayayım; muhakkak çok faideli programlar var, ama “Barış sekiz senede ne öğrendin?” diye sorsanız bişey diyemem yani.
Son birkaç yıldır düşük bel pantolon ve göbeği açıkta bırakan giysiler modasını hayretle izliyorum. Tanıdığım, tanımadağım bir çok bayanın ne tip iç çamaşırı giydiğini bilmek garip bir his. Bir arkadaşıma “donun görünüyo, neden bunları giydin?” diye sordum “başka bi’ şey satılmıyo ki, hep bunlar var” cevabını aldım. Bence geçerli bir cevap değil ama tam olarak da haksız sayılmaz. Dikkat edin sokaklarda yüzlerce kız ve kadın sürekli ellerini bellerine atıp üstündeki giysiyi aşağıya çekiştiriyor. Madem giydin ne çekiştiriyosun? Demek ki o da donu görünsün istemiyo ama giyecek başka bi’ şey bulamamış. Böyle giderse bu arkadaşların kuyruğu çıkacak ve giysilerini çekiştirme ve kısmen örtünme işini bu organları sayesinde rahatça yapabilecekler. Tabi olayın tek etkisi bu değil. Zamanla erkeklerde daha çok şaşılık şeklinde görülen görme bozuklukları ve konsantrasyon kaybı oluşacak. Bu da işlerini yapamamalarına ve daha farklı alanlara yönelmelerine sebep olacak. Göz rahatsızlıkları konusunda kendini geliştiren kadınlar tekel oluşturup erkekleri sömürmeye başlayacaklar. Mevzuya uyanmayan erkekler tamamen kadınların eline geçmiş olacak, karşı koymaya çalışan gruplar ise seks ile susturulacak. Zamanla silahlı kuvvetleri ele geçiren kadınlar Mango fabrikalarını ele geçirmek için nükleer savaş başlatacaklar ve tüm insanların sonunu getirecekler. Bir erkek ve bir kadın dışında…
Son Yorumlar