Dozer izleme ve insanlığın geleceği

31 December 2005 - 17:22 (Durumlar, Akıl Fikir)

İş Makinası Neden SeyredilirAğır iş makinaları çalışma yaparken bazı insanlar dikilip bunlara bakarlar. Bazı insanlar da alaycı bir ifadeyle bu insanlara bakar ve çeşitli kınama cümleleri sarfedip gülümserler. Açın da kendi kıçınıza gülün. Bir insan bir iş makinesini neden seyreder? Çünkü orada günlük yaşamında göremeyeceği bir şeyler olmaktadır. Mühendislik eseri bir makine olağanüstü bir enerji üretmektedir ve üstün hareket kabiliyetiyle tonlarca maddenin yerini değiştirebilir. İlginizi çekmedi mi? Neden? Çünkü şehir yaşamı içinde duyarlılığınızın çoğunu kaybetmişsiniz. Anca kendi işinize bakıyor, başka şeylerle ilgilenmiyorsunuz. Her fırsatta yüceltilen ve insanlığın bugünlere gelmiş olmasını sağlayan (bu iyi mi tartışılır) merak duygusu sizden silinmeye başlamış.
En alakasız amcanın bile televizyonda uzayla ya da robotlarla ilgili bir haber çıktığında dikkatle izlemesi, saçımı kesen berberin bilgisayar programlamanın nasıl yapıldığını sorması… Bunlar içimde hep tebessüm oluşturan, insanlığın yolunda gittiğini görüp mutlu olduğum şeyler. Evet, iş makinalarını seyretmek de öyle…

2 Comments

Su

27 November 2005 - 01:38 (Akıl Fikir)

Su - DnaBiliyorsunuz, teoriye göre hayat suda başlamıştır. Size acayip bi’ şey söyleyim mi… Bizim için suyun tadının, kokusunun olmamasının sebebi… Ondan geliyor olmamız olsa! Amatörce bilimsel bir teori üretmeye çalışmıyorum; daha çok sembolik, şiirsel bir şey…
Bunu daha net nasıl ifade edebilirim? Renginin de olmaması!

7 Comments

Belgesel

16 October 2005 - 21:50 (Akıl Fikir, Genel)

MotorcularrrYaklaşık sekiz senedir televizyon karşısında geçirdiğim zamanın yarısından fazlasında Discovery Channel ya da National Geographic izliyorum. Ama hiç birşey öğrenmedim! Adamların günahını almayayım; muhakkak çok faideli programlar var, ama “Barış sekiz senede ne öğrendin?” diye sorsanız bişey diyemem yani.

3 Comments

Telgrafın Telleri

1 September 2005 - 12:14 (Akıl Fikir, Bilgisayar)

Bazı download sitelerinde indirmek istediğimiz dosya için bulunduğumuz ülkeye yakın bir yer tercihi yapmamız istenir. Böylece bulunduğumuz yere yakın bir sunucudan daha çabuk bir şekilde indirme işlemini yapmamız mümkün olur. Örneğin Kuzey Amerika yerine Yunanistan seçersem dosyanın daha hızlı bir şekilde gelmesini bekliyorum. Fakat öyle olmuyor :) Amerika’yı seçince genelde daha çabuk geliyor dosyalar. Demek ki bu iş bilgisayarların birbirine yakınlığından çok ülkelerin güçleriyle ilgili ;)

Comments

Trafiği Rahatlatacak Projem

16 August 2005 - 14:31 (Akıl Fikir)

Dört kişi bir arabaya binip dolaşıcaz. Hepimizin birer beyzbol sopası olacak. Geçen haftasonu Sirkeci’de gördüm, çok sert aletler, kodumu oturtur. Sıkışık trafikte İETT durakları veya çeşitli yan yollara geçiş için tahsis edilmiş boş yollara dalıp tekrar ana yola açılan diğer ucundan kaynak yapmaya çalışan araçları durdurucaz. Dört kişi birden ellerinde sopalarla arabadan inip ilgili araca doğru yürümeye başlayacak. Muhabbete “Çakal mısın lan sen?!” şeklinde girilecek. Geri kaçanlar veya “Abi eşeklik ettim kusura bakma” diyenler az kovalanıp salınacak. Direnenlere ise ayna, far, tampon girişilecek. Arkadan aynı yola girmiş olanlar da öndekinin harcanmasıyla oraya sıkışmış olacaklar.
Ya da buralara trafik polisi koyun kardeşim!

Comments

Evrim Teorisi ve Düşük Bel Pantolon

1 August 2005 - 16:46 (Akıl Fikir, Bunları biliyor muydunuz?)

Evrim Teorisi ve Düşük Bel PantolonSon birkaç yıldır düşük bel pantolon ve göbeği açıkta bırakan giysiler modasını hayretle izliyorum. Tanıdığım, tanımadağım bir çok bayanın ne tip iç çamaşırı giydiğini bilmek garip bir his. Bir arkadaşıma “donun görünüyo, neden bunları giydin?” diye sordum “başka bi’ şey satılmıyo ki, hep bunlar var” cevabını aldım. Bence geçerli bir cevap değil ama tam olarak da haksız sayılmaz. Dikkat edin sokaklarda yüzlerce kız ve kadın sürekli ellerini bellerine atıp üstündeki giysiyi aşağıya çekiştiriyor. Madem giydin ne çekiştiriyosun? Demek ki o da donu görünsün istemiyo ama giyecek başka bi’ şey bulamamış. Böyle giderse bu arkadaşların kuyruğu çıkacak ve giysilerini çekiştirme ve kısmen örtünme işini bu organları sayesinde rahatça yapabilecekler. Tabi olayın tek etkisi bu değil. Zamanla erkeklerde daha çok şaşılık şeklinde görülen görme bozuklukları ve konsantrasyon kaybı oluşacak. Bu da işlerini yapamamalarına ve daha farklı alanlara yönelmelerine sebep olacak. Göz rahatsızlıkları konusunda kendini geliştiren kadınlar tekel oluşturup erkekleri sömürmeye başlayacaklar. Mevzuya uyanmayan erkekler tamamen kadınların eline geçmiş olacak, karşı koymaya çalışan gruplar ise seks ile susturulacak. Zamanla silahlı kuvvetleri ele geçiren kadınlar Mango fabrikalarını ele geçirmek için nükleer savaş başlatacaklar ve tüm insanların sonunu getirecekler. Bir erkek ve bir kadın dışında…

6 Comments

Söz Sanatları

3 June 2005 - 15:42 (Akıl Fikir)

Hani tenisçilere “yetenekli raket”, yazarlara “genç kalem” falan denir ya… Diğer bazı meslek grupları için benzetmeler:

Kemancı -> Genç yay
Timpanici -> Yetenekli tokmak
Ralli şöförü -> Hızlı pedal
Gurme -> Başarılı yiyecek
İtfaiyeci -> Genç hortum
Dünya lideri -> Hayvan herif

Ayrıca bu yazıyı yazmadan önce başlığa bu söz sanatının adını yazacaktım. Hatırlamadığım için google’da arattığım anahtar kelimelere bak:
türkçe edebiyat söz sanatları raket
= sıfır sonuç :)

34 Comments

Körfez Savaşı Müziği

3 June 2005 - 14:31 (Akıl Fikir)

Halk arasında Körfez Savaşı’nın müziği olarak bilinen bi parça var. Peter Gabriel’in Passion albümünden The Feeling Begins…
Düşündüm de iğrenç lan! Aslında o niyetle söylemiyoruz ama sanki film izlemişiz de müziğinden bahsediyomuşuz gibi.

12 Comments

Asansör Çelmecesi

7 March 2005 - 13:38 (Akıl Fikir)

Halatları kopmuş bir asansörde yol alırken yere çarpmadan hemen önce zıplarsak ne olur? Yıllardır tartışılan bu konuda genel kanı zıplayan insanın kurtulacağıdır. Geçen gün pek çok şeyi kendisinden öğrendiğim kuzenimin de bu şekilde düşündüğünü görünce bu konuyu artık aydınlatayım dedim. Böyle bir durumda zıplayarak gebermiş oluruz. Bunun farklı sebeplerini kısaca anlatayım.
İlk evvela düşen asansörün tabanından destek alarak kendimizi yukarıya itmemiz, yani zıplamamız biraz zor. Zaten yerçekimi doğrultusunda hava sürtünmesinden başka bir engel olmadan ilerleyen asansörü bacaklarımızla aynı dorultuda ittirmek ancak asansörün daha da hızlanmasına yol açacaktır (bunun mümkün olduğundan da emin değilim). Bu sırada kafamız da tavana çarpabilir.
Yok diyelim ki zıplayabiliyoruz. Olayın arka planını ele alırsak, yani enerji bazında düşünürsek basitçe sonuca varabiliriz. Saniyede iki metre hızla düştüğümüzü varsayalım. Bu karşı koyabileceğimizden oldukça yüksek bir enerji gerektirir. Zıplayarak ters yönde ilerlemek için ürettiğimiz enerji ise bizi yeteri kadar yavaşlatmaya asla yetmeyecektir.
Bu soru şu şekilde sorulursa daha mantıklı olabilir: Çok yüksekten düşen ve son hızına ulaşmış, üstü açık bir asansörde ne kadar kuvvetle zıplarsak düşme hızımızı sıfıra yaklaştırabiliriz? Bu mümkünse şüphesiz yine insan üstü bir güç gerektirecektir.
Bu arada bunları mantığıma dayanarak sallıyorum. Fizik bilgisi olan biri düzeltirse iyi olur.
Not: Discovery Channel’da izlediğim bir programa göre dünyada asansör halatı kopma olayı yalnızca bir kaç kez yaşanmış. Bunların sebepleri ise apartmana uçak çarpması gibi olaylarmış.

5 Comments

Bakış Açısı

29 January 2005 - 03:34 (Akıl Fikir)

Otobüste düşündüm: Diyelim ki otobüsteki görevli (host) bir koltuğa oturdu ve servis düğmesine bastı. İşte bu anda evren birden kendi içine çökebilir. Çünkü adam kendini çağırıyo ve kendisi zaten orada. Yoksa adam sonsuz bir döngüye mi girdi?
Eheh, tabi ki böyle değil. Adam sadece oturmuş ve tepesindeki kırmızı bir düğmeye basmış. Kimsenin gelip gideceği yok. Olaylara fazla felsefi yaklaşmamak lazım. Ayrıca ortada döngü falan yok. Yani adamın sürekli bir hareketi tekrarlaması söz konusu değil.
Nuhoha kandırdım! Tabi ki adam sonsuz döngüye girdi. Yaptığı hareket yok dedim ama adam bekliyor. Ve beklemeyi sonlandıracak şey kendisinin gelmesi olduğundan ve de kendisi zaten orada olduğu için gelmesi mümkün olmadığından sonsuza kadar bekleyecek.
Ehue, yine kandırdım! Niye beklesin lan, kalkar gider yatar.

Tüm bunlardan çıkaracağımız sonuç: Vaktiyle seyahatinizi edin, fazla geç saate kalmayın.

8 Comments


« Önceki Kayıtlar          Sonraki Kayıtlar »