Arşiv: 'Genel'

Gelincik Şurubu

Gelincik
Küçükken sokaktan gelincik çiçekleri toplayıp evde gelincik şurubu yapardık; askerdeyken aklıma geldi. Tam hatırlamıyorum ama yapraklarını koparıp su dolu bi şişeye koyuyoduk, içine biraz da limon tuzu atıyoduk. Sonra cam kenarında bi kaç gün güneşte bekletiyoduk. Vay be dedim ne günlerdi… Hiç huyum değildir ama bir de şiir varmış bu konuda:

GELİNCİK ŞURUBU
Şu ölen çocuklar var ya
Sana bana dünyaya …

İlikleriniz donduğunda kışın
Bir kaşık umut gerektiğinde
O şişe gelecek aklınıza
Pencerenin önünde duran
Güneşte
Gelincik …

CAN YÜCEL

artis_raw.jpg Cuma’dayım dönücem… 5 cuma sonra ;)

Üzüntü ve Muz Kabuğu

Elma v.s. Muz


İlkokulda öğretmen en sevdiğimiz meyvayı sormuştu derste. Kızın biri elma dedi. O an ne kadar çok imrenmiştim ona… İstediği kadar elma yiyebilirdi; oysa muz…

Acı S.O.S

İki-üç ay önce Burger King restoranlarındaki tüm acı soslar toplatıldı. Bir süre önce farklı ambalajda ve belki farklı markaya sahip acı soslar tekrar müşterilere sunulmaya başlandı.
Bu konuda hiç bir açıklamaya rastlamadım, eski sosların neden bir anda yok olduğu ve yenilerinin piyasaya sürüldüğü konusunda merak içerisindeyim.

Fazla Vidalar

OrgMacGyver ile olan yakın ilişkimi bilirsiniz. Uzun süredir elimi sürmediğim orgumun(!) bazı fonksiyon tuşları çalışmıyordu. Yapacak işim olmadığından dolayı aldım elime tornavidayı başladım bunu sökmeye. Daha önce de lisedeyken ya da ortaokuldayken aynı şeyi yapmıştım; açtıkça hatırlar gibi oldum.
Neyse, yaklaşık 30-40 vida söküp açtıktan sonra board’un üstünde temassızlık olan yerleri tespit edip bi-iki sıvazladım ve çalışır duruma getirip kapattım. Tabii ki her zaman olduğu gibi yine içine fazla parça koymuşlar. Elimde yine birkaç vida ile iki elektronik devre tabakasını birbirinden ayrı tutmaya yarayan 3 adet parça kaldı. Küçükken açtığımda da içinden fazla parça çıkmıştı. Demek ki bu işlemi birkaç kez daha tekrarlasam vidasız ve tam fonksiyonel bir cihaz elde edebilirim!

İstiklal’de Yol Durumları

galatasaray Bilip bilmeden yönetim işlerini eleştirmeyi sevmem ama bunu yazasım geldi. Gördüğünüz fotoğrafı geçen Pazar günü saat 15 civarı İstiklal Caddesi’nde çektim. Sanırım o bölgenin en kalabalık olabileceği saatler…
Diğer fotoğraflar için tıklayın.

Belgesel

MotorcularrrYaklaşık sekiz senedir televizyon karşısında geçirdiğim zamanın yarısından fazlasında Discovery Channel ya da National Geographic izliyorum. Ama hiç birşey öğrenmedim! Adamların günahını almayayım; muhakkak çok faideli programlar var, ama “Barış sekiz senede ne öğrendin?” diye sorsanız bişey diyemem yani.

Servis Maceraları

Lise yıllarımda emekli avukat olduğunu söyleyen bir servisçimiz vardı. Önceki akşam televizyonda Geceyarısı Ekspresi filmi gösterilmiş olacak ki serviste “Acaba harbiden mahkumlara tecavüz ediyolar mıdır lan?” diye muhabbet dönüyor. Bizim Ahmet Amca da kendinden emin bir tonlamayla ve seri bir şekilde “Ediyolar çocuklar ediyolar. Ben bi araştırma için altı gün bi hapishanede bulunmuştum.” deyiverdi. Liseli gençler olarak hemen en ters tarafından yorumladık tabii.
Bir diğer servis şoförümüz de arabalara ve kaldırımlara çok yakın manevralar yapardı. Yenal’la ön tarafta otururken “Vay be nasıl dönüyo!” falan diye kendi aramızda konuşmuştuk. Faruk Abi bunu duymuş olacak ki yine böyle bir manevra esnasında “dur şunların aklını alayım” diye düşünerek olayı abartmış ve kaldırıma çıkmıştı.
Ayrıca Faruk Abi ne zaman uçak sesi duysa aracı durdurur ve kafasını camdan çıkarak gökyüzünde uçak arardı.

Bu sabah Sultanahmet’te bir lokantaya girip çorba içtim. Hesabı ödemek üzere kalktım ve kasadaki amcaya çorbanın fiyatını sordum. Üç milyon lira olduğunu söyledi. “Saçlarım biraz uzun olabilir ama ben de halktan biriyim!” imajı yaratmak için “Turistik yerlerde biraz pahalı oluyo galiba” dedim! Adam sinirlendi lan :) Sanırım “Bende çorbaya üç milyon lira vericek göz var mı be” mesajı aldı benden. Pek anlayamadığım birsürü laf etti. “Su da içmişsin” falan dedi. Meğerse su dahil toplam hesabı söylemiş. Ben ne bileyim, “çorba kaç para” diye sormuştum. “Su falan tamam da insan üç milyona acılı ekşili Çin çorbası içiyo” demedim.

Hani birbirine yakın camilerin bulunduğu yerlerde hepsi birden ezan okumaya başlar ve herşey birbirine karışır ya… Sultanahmet’te buna çok güzel bir çözüm getirmişler. İki caminin müezzinleri sırayla okuyorlar. Hem ses kirliliği olmuyor hem de akşam vakti saakiiin, hoş bir atışma dinliyor gibi oluyorsunuz.