Selam Söyle O Yare
Dün gece 6 yaşımdan sonra ilk defa uçağa bindim. Bundan sonra olayım uçaktır. Para biriktirip arada bir uçağa binicem lan! En güzeli kalkma anı. Yavaş yavaş kalkış pistine doğru dönüyo, dönüşü tamamlayınca bi basıyo abi… Sonra birden havalanmaya başlıyosun ve çok kısa sürede çok yükseğe çıkıyosun. Meğer ben ne adrenalin düşkünü bir insanmışım kardeşim. Üzerinize afiyet hava biraz bozuktu yukarı taraflarda. Uçağın fena sarsıldığı, zangırdadığı zamanlar oldu. Bi ara bi boşluğa falan mı düştük nedir, “Annecim!” diye bağırdı bir yolcu. İşte bunlar olunca benim bi hoşuma gidiyo, bi hoşuma gidiyo… Tabi ellerimin terlemesini ve içimden “Ossüktür” demeyi ihmal etmiyorum ama çaktırmadan da sırıtıyorum zevkten.
Yalnız şunu söyleyeyim ki koltukları normal bir şehirlerarası yolcu otobüsünden daha rahat olmasına rağmen oturma alanı çok dar ve uzun yolculuk çekilmez.
Sonuç olarak 1 saatte İstanbul’dan Antalya’ya geldim. Arkadaşlar da Konya istikametinden arabayla geliyordu. Ben indiğimde gelmelerine 1 saat vardı. O bir saatin bir kısmını kaldırımda oturup “Vay a…. k….” diye düşünerek geçirdikten sonra gittik.

İş icabı Ankara’da kaldığım evin posta kutusunun anahtarı yok. Elektrik ve su faturalarını hep kesme ihbarnamesi kapımıza bırakılınca ödüyoruz. Geçen haftasonu sokakta yürürken yerde bir saç tokası buldum. Hani şu iki ucu aynı hizada olacak şekilde bükülmüş, bir tarafı düz diğeri dalgalı, metal ve siyaha boyanmış olanlardan. Apartmana vardığımda arka cebimden tokayı çıkardım ve rutin bir iş yaparmış gibi tokayı posta kutusunun kilidine soktum. Biraz kurcalayıp çevirince kilit açıldı ve acayip birşey yapmış olmanın gururu ve hazzı tüm bedenime yayıldı :)
Son Yorumlar