Pişmanlık

Kırık AynaAkşam 21:30 civarı E-5 üzerinde en sağ şeritte eve doğru yol alıyordum. Sol tarafımdan hızla yaklaşıp önüme geçen araba benim kullandığım arabaya o kadar yakın geçti ki biraz sağa kaçmasaydım muhtemelen çarpmış olacaktı. Aynı hareketi önümde seyreden araca yapmasıyla havada plastik parçaları uçuşmaya başladı. Önümdeki araçla beraber mecburen ben de durdum ama geçip gitmek için sürekli sol tarafa bakıyordum. Bu arada çarpan araç çoktan uzaklaşmıştı tabii. Önümdeki sürücü kendini toparladıktan sonra sol aynasına ait kırılmamış gibi duran büyükçe parçaları yerden almak üzere kapısını açtı. Ama ben geçip gitmek için aradığım fırsatı bulmuştum. Yerdeki iki parçayı ortalayarak gaza bastım ve yoluma devam ettim.

Çok küçükken izlediğim gelecekte geçen bir filmde kadının biri nehre düşüp sürüklenmeye başlıyordu. Tüm çığlıklarına rağmen kimse onu kurtarmaya tenezzül etmiyordu. O yaşlarda buna bir anlam veremedim ve anneme neden kadını kurtarmadıklarını sordum. İnsanların ne kadar duyarsız bir hale gelmiş olduklarından falan bahsetti sanırım. Yine fazla anlam verememiştim.

Bir kaç yüz metre ileride üç araba yolun kenarında durmuş az önceki olaya neden olan aracın sağını solunu inceliyorlardı. Muhtemelen birlikte bu tip hareketler yapan bir gruptu. Senaryo kafamda belirmeye başladı. Mağdur durumda olan araç şoförü bunları görecek ve hakkını istemek için duracaktı. Hatalı olanlar ise kalabalık olduklarından dolayı şerefsizlik yapıp arabasına zarar verdikleri genç adamı bir de döveceklerdi. Ve ben az önce arkasında durduğum o adama yardım etmek, az sonraki muhtemel kavgada destek olmak bir yana, inip geçmiş olsun bile dememiştim. Ben yerdeki ayna parçalarını ortalayıp geçerken, sağlam kaldığını umduğu bu parçaları son defa görüyormuş gibi, çaresizlik içindeki bakışları gözümün önünden gitmiyor.

Hovarda Script


Şu adreste yazılım sektöründe programcıların programdaki hataları bulan testçilere verdikleri başlıca cevaplar sıralanmış:) Örneğin “Dün çalışıyordu”, “Sende virüs falan olmasın?”, “Benim bilgisayarımda çalışıyor”. Akşam akşam çok hoşuma gitti ve ben de kafasına göre çalışabilen ya da hata veren kendi programımı yazdım. Aşağıdaki düğmeye basarak çalıştırınız.

Mini Yarışma 1

Sözlerinden bestecisinin uzaylılara inandığını anladığımız, özel bir günde söylenen çocuk şarkısı hangisidir?

Pop ama güzel

Aşkımızın BedeliBazen ne kadar anlamsız ve saçma şarkıları beğenmeye çalıştığımız aklıma geldi. Müzik sadece müzik değil tabii, aynı zamanda bir sosyalleşme aracı… Benimsemeye çalıştığımız bir hayat tarzını temsil eden grubu dinlemek için kendimizi kasabiliriz. Hatta iyi olduğuna o kadar inanmışızdır ki ne yapsalar dinleriz. Örneğin benim için Pink Floyd böyledir. Derin bir saygı duyarım ve şarkılarını “bunlar yaptıysa iyidir” diye dinlerim.
Bu gibi şartlanmalarla beraber şöyle diyaloglar gelişmiştir: “Şunu dinlesene, pop ama güzel” ya da “Haa o mu? Abimin o arabesk cd’leri falan“. Bırak bunları da güzel olan herşeyi dinleyelim. İtiraf ediyorum Britney Spears’ın bazı şarkıları çok güzel. Prodüksüyon, alt yapı falan nefis. Ben askerdeyken şunları keşfettim:
Elveda – Özgün
Mühürlü Kaderim – Nev

Yok mu arttıran?

Tatil

oludenizYarısını açık yarısını kapalı havada geçirdiğim sonbahar tatilimden manzaralar… Bu tatilde anladım ki bir yerde üç günden fazla durmayacaksın. Gezmek çok zevkli :)
Fotoğraflar için tıklayın.
Dikkat: Buradaki fotoğraflar çalışan insanlar üzerinde olumsuz etki yaratabilir. Bütün bir yıl insanları eşşek gibi çalıştırıp 2 haftalık tatilin de hepsini birden kullandırtmayan kuruluşların uğrayabileceği zararlardan sitemiz sorumlu değildir.

Gelincik Şurubu

Gelincik
Küçükken sokaktan gelincik çiçekleri toplayıp evde gelincik şurubu yapardık; askerdeyken aklıma geldi. Tam hatırlamıyorum ama yapraklarını koparıp su dolu bi şişeye koyuyoduk, içine biraz da limon tuzu atıyoduk. Sonra cam kenarında bi kaç gün güneşte bekletiyoduk. Vay be dedim ne günlerdi… Hiç huyum değildir ama bir de şiir varmış bu konuda:

GELİNCİK ŞURUBU
Şu ölen çocuklar var ya
Sana bana dünyaya …

İlikleriniz donduğunda kışın
Bir kaşık umut gerektiğinde
O şişe gelecek aklınıza
Pencerenin önünde duran
Güneşte
Gelincik …

CAN YÜCEL

Ayran, Yoğurt

AyranAyranı çok severim. Hele yaz aylarında sürekli içip dururum. Terlemeyle oluşan su ve tuz ihtiyacımı giderir. Bence ayran açık kıvamlı ve hafif olmalı. Bazı ayranlar var ki ekmeğin üstüne sürüp yiyebilirsiniz! Hem de kalite adına… Çünkü adamlar yoğurdu esirgememiş. Yahu bu bir içecek. Beni ferahlatması lazım. Böyle olunca ferahlatmak bir yana adamı boğuyor. Yoğurtlar da aynı şekilde. Kalite adına o kadar yağlı yoğurtlar var ki krema mı yalıyorum yoğurt mu yiyorum belli değil. Bunlar da yeri geldiğinde güzel ama özel bir seçenek olarak sunulmalı bence. Oysa piyasadaki tüm yoğurtlar gittikçe koyulaşmaya başladı. Bırakın ferah ferah, sakız gibi yoğurt yiyelim yahu…

Televizyon Matinası

Televizyon MakinasıŞahan‘ın Okan Bayülgen taklidi yapması çok hoşuma gitti:) Nedense yıllardır Okan’ın dokunulmazlığı vardı. Herkes onu sever ve sayar. Sebebini anlamadığım bir şekilde, ismi zekayla özdeşleştirildi. İyi sanatçıların yanısıra yıllarca saçma sapan insanları programına çıkarıp tanıtımlarını yaptı. Buradaki ana fikir bu insanların çıkıp kendilerini rezil etmesini ummak ve bunu izlemek miydi tam anlamadım. İnsanların yüzüne telefon kapatma espirisini de anlayamadım. Hep telefon bağlantısı kesildikten sonra aslında görevlilerin konuşmaya devam ettiklerini, karşı taraftaki insana psikolojik destek verdiklerini hayal ettim. Bir de beklenmedik anlarda bağırması programı gece saatlerinde izlemeyi zorlaştırıyor. Bu yüzden kanal değiştirdiğim oldu.
Sonuçta kimin taklidini yaparsanız yapın komik olur. İşin o kısmında değilim. Sadece bu gizli dokunulmazlığın kalkmasından cesaret alarak içimi dökeyim dedim.

Hissedilen Sıcaklık da Nesi?

Fırtınanın gözüArtık hemen her hava durumu tahmininde günün en düşük ve en yüksek sıcaklığının yanı sıra hissedilen sıcaklık diye bir değer duyuyoruz. Hissedilen sıcaklık havadaki nem oranına göre hesaplanıyormuş. Devlet Meteoroloji İşleri’nin sitesinde bir de hissedilen soğukluktan bahsediliyor. Soğukluk diye bir kavram olmadığını sanıyordum ama devletin meteoroloji birimi söylediğine göre olabilir. Bu da rüzgarın hızına göre hesaplanıyormuş. Hissedilen sıcaklık lafını televizyonda ilk duyduğum anda izleyicinin ilgisini arttırmak için uydurulan bir kavram olduğunu düşündüm. Halen de öyle düşünüyorum, zira az önce verdiğim resmi bağlantıda da bunun gereksiz bir bilgi olduğundan bahsediliyor. Sonuçta birisinin hissedeceği sıcaklık genetik özelliklerinden psikolojisine kadar farklı ve çeşitli özelliklerine bağlı. Ayrıca bugüne kadar alıştığımız değer sisteminin karışık ve anlaşılmaz bir hale gelmesi söz konusu. Yani bana hava -4 derece olacak derseniz 26 yıllık tecrübelerime dayanarak bunun nasıl birşey olacağını bilirim. Bana hava -20 derece olacak derseniz bunun da nasıl birşey olacağını bilirim. Ama bana hava sıcaklığı -4 derece, hissedilen sıcaklık -20 derece olacak derseniz “Nasıl yani!?” derim. Bunun yerine hava sıcaklığı -4 derece olacak ve rüzgar orta kuvvette esecek dense daha iyi olur.
Hepinize donsuz geceler diliyorum.

Aldatma

Kop da gelGündelik bir tartışmada öldürücü hamleyi nasıl yaparız? Tabii ki savunduğumuz fikri bilimsel temellere dayandırarak:) Sık tartışılan konulardan biri de aldatma meselesi. Bu konudaki en popüler teori ayrılmaz bir parçası olduğumuz doğal yaşamdan yola çıkıyor.

“Dişiler (kadınlar) çevrelerindeki bir çok alternatiften (erkekten) en iyi olanını seçmek isterler. Çünkü doğurganlıkları sınırlıdır. Bu yüzden de en sağlıklı yavrulara ve bunlara bakabilecek en güçlü babaya sahip olmak isterler. Günümüzde fiziksel gücün yerini ekonomik ve entellektüel gücün almaya başladığı da söylenebilir. Erkekler ise hayatları boyunca binlerce çocuk sahibi olabilecek kapasiteye sahiptirler ve türün devamı için bu kapasiteyi kullanmaya da niyetlidirler. Bu yüzden nispeten daha az seçici davranıp mümkün olduğunca çok dişiyle birlikte olmaya çalışırlar.
Peki dişiler erkeklerinin başka dişilerle birlikte olmasını neden istemez? Çünkü doğumdan sonraki zayıf döneminde kendisine ve sonraki dönemlerde çocuklarına bakmayacağından korkar. “Aman erkek adam, eve dönsün de dışarıda ne yaparsa yapsın” düşüncesi bunun yansımasıdır.
Peki erkekler dişilerini neden kıskanır? Çünkü bir erkek doğacak çocuğun kendisinden olduğuna emin olamaz. Bu yüzden diğer tüm erkekleri dişisinden uzak tutmaya çalışır.”

Taş devrinden günümüze gelecek olursak kadının erkeği aldatması daha kötü bir olay olarak yer bulmuş. Genelde erkekler daha kıskanç ve aldatan kadını öldürmeye varan olaylar yaşanıyor.
Aklıma takılan nokta şu: Yukarıdaki teoriye göre erkek aldattığında kadın için hayati bir risk doğuyor. Eğer erkeği geri dönmezse zayıf düştüğü dönemde ölebilir ve yavruları da ölür. Tersi durumda erkeğin hayatını ve türün devamını tehdit eden bir durum yoktur. Ayrıca bizzat kendi soyunun devamı için gidip birkaç yüz dişiden daha çocuk yapabileceğini bilir. O zaman kadınların daha kıskanç olması gerekmez miydi?
Buna verecek güzel bir yanıtım var aslında ama o kadar yazdım şimdi, boşa gitmesin;)