Hazır limon suyu

Limon
Hazır limon suları çıktığından beri ne salatanın tadı kaldı ne votka limonun. Duyarlı işletme sahiplerini taze limon suyu kullanmaya davet ediyorum.

Bir ben var kimden içerü?

PsychedelicGece su içmek için yataktan kalkıp mutfağa gittin. Evde senden başka uyanık kimse yok. Dışarısı da soğuk ve sessiz. Normalde herkes gibi suyunu içip yatağına dönersin. Bu sefer dur. Hareketsiz kal ve çevrene yavaşça bir bak. Elde ne var bir değerlendirelim.

Atom denilen, gözle görülemez parçalardan oluşuyorsun.
Çevrendeki cisimler de aynı şekilde…
Bu garip görünüşlü cisimleri günlük hayatta kullanıyorsun ama şimdi ilk defa görüyorsun gibi.
Pencereden dışarı bak. Kocaman bir dünya var.
Ama içerisi bile çözemediğin sorularla dolu.
Orada ne işin var ve sen kimsin?
Bütün bu olanlarla atomların ne alakası var?

Dozer izleme ve insanlığın geleceği

İş Makinası Neden SeyredilirAğır iş makinaları çalışma yaparken bazı insanlar dikilip bunlara bakarlar. Bazı insanlar da alaycı bir ifadeyle bu insanlara bakar ve çeşitli kınama cümleleri sarfedip gülümserler. Açın da kendi kıçınıza gülün. Bir insan bir iş makinesini neden seyreder? Çünkü orada günlük yaşamında göremeyeceği bir şeyler olmaktadır. Mühendislik eseri bir makine olağanüstü bir enerji üretmektedir ve üstün hareket kabiliyetiyle tonlarca maddenin yerini değiştirebilir. İlginizi çekmedi mi? Neden? Çünkü şehir yaşamı içinde duyarlılığınızın çoğunu kaybetmişsiniz. Anca kendi işinize bakıyor, başka şeylerle ilgilenmiyorsunuz. Her fırsatta yüceltilen ve insanlığın bugünlere gelmiş olmasını sağlayan (bu iyi mi tartışılır) merak duygusu sizden silinmeye başlamış.
En alakasız amcanın bile televizyonda uzayla ya da robotlarla ilgili bir haber çıktığında dikkatle izlemesi, saçımı kesen berberin bilgisayar programlamanın nasıl yapıldığını sorması… Bunlar içimde hep tebessüm oluşturan, insanlığın yolunda gittiğini görüp mutlu olduğum şeyler. Evet, iş makinalarını seyretmek de öyle…

Teknostaljik

Eveet, bir konunun daha başına geldik sevgili okurlar. Teknoloji karşıtlığı veya nostaljinin yüceltilmesinden bahsedeyim dedim. Başlık için kusura bakmayın, kendimi tutamadım. Hani bazı insanlar müziği CD’den dinlemektense plaktan dinlemekten daha çok zevk alırlar. Bunun sebebi tabii ki sesin kalitesi değil, zannımca eski günlere duyulan özlemdir. Ya da e-posta göndermeyi aşağılamak ve mektubun ne kadar anlamlı olduğundan bahsetmek… E-posta ile her an her yerden sevdiklerimize ulaşabiliriz. Oysa eski günlerde sevdiğinizden gelen, kendi el yazısıyla yazdığı bir mektubun yarattığı heyecan apayrıydı. Halen mektup ayrı bir anlam taşır; sevdiğimiz, özlediğimiz insan o kağıda dokunarak yazmıştır herşeyden önce. Ama burada e-postayı aşağılamanın bir anlamı yok, hatta saçma. İstediğimiz an istediğimiz kişiye bir ileti gönderebilmek müthiş bir imkandır.
Benzer şekilde cep telefonundan bahsedelim. Eskiden eve gelince beni arayan var mı diye sorardım. Ya da evdeki birisi seni şu arkadaşın aradı derdi. Bu da güzel bir duyguydu ama sonra cep telefonu çıktı. İstediğimiz kişiyi istediğimiz zaman arayabilir olduk. Peki eski günlerdeki o duyguyu benden aldığı için ondan nefret mi etmeliyim? On yıl önce sana istediğin zaman istediğin insanın sesini duyma şansı verelim deseler ret mi ederdim?
50 yıl sonra direkt düşünerek bilgisayarınıza yazı yazabildiğiniz zaman, “eskiden ne güzel tıkır tıkır yazardık” diyeceksiniz.

Su

Su - DnaBiliyorsunuz, teoriye göre hayat suda başlamıştır. Size acayip bi’ şey söyleyim mi… Bizim için suyun tadının, kokusunun olmamasının sebebi… Ondan geliyor olmamız olsa! Amatörce bilimsel bir teori üretmeye çalışmıyorum; daha çok sembolik, şiirsel bir şey…
Bunu daha net nasıl ifade edebilirim? Renginin de olmaması!

Bazen yolda yürürken bir tanıdığımı görürüm ve beni farketmeden yanımdan geçmesini izlerim. Ama sonra onun yanındaki tanımadığım arkadaşının beni görmüş olma ve birgün tanışırsak daha sonra gidip asıl tanıdığıma “Bu lavuk geçenlerde seni görmezden gelmişti” deme olasılığına karşı hemen gidip selamlaşırım.

Üzüntü ve Muz Kabuğu

Elma v.s. Muz


İlkokulda öğretmen en sevdiğimiz meyvayı sormuştu derste. Kızın biri elma dedi. O an ne kadar çok imrenmiştim ona… İstediği kadar elma yiyebilirdi; oysa muz…

Basit Güvenlik

Kullanıcı giriş formu bulunan web sayfalarının kullanıcılara sağladığı kolaylıklardan birisi sayfa yüklendiği zaman imlecin ilk form alanına gitmesidir. Böylece ilgili alana önce tıklamak yerine hemen bilgi girişine başlayabiliriz. Ancak şu olay çoğumuzun başına gelmiştir: İsim ve şifre girmeniz gereken bir sayfa daha tam yüklenmeden isminizi girmeyi tamamlarsınız (veya zaten daha önce giriş yaptığınız için bu alan dolu gelmiştir) ve sonraki alana geçip şifrenizi girmeye başlarsınız. Tam da bu sırada sayfanın yüklenmesi tamamlanır ve imleç kendiliğinden isminizi yazdığınız alana geçer. Klavyeye baktığınız için bunu farketmez ve şifrenizi isim alanına girmeye devam edersiniz. Yanınızda biri varsa şifrenizin tamamını ya da önemli bir kısmını görmüş olur.

İsim:
Şifre:

Yukarıdaki örnekte isim olarak “bmert” yazıyor. Tam “çokgizlişifrem”i gireceğim sırada imleç isim alanına geçiyor ve “çok” kısmı aşağıda kalırken şifremin geri kalan kısmını açıkça yazmış oluyorum. Alışageldik bir güvenlik açığı gibi görünmese de kullanıcıyı mağdur durumda bırakabilecek bir olay bu. Sayfanın tam olarak yüklenmesini beklemediği için kullanıcı hatalı gibi görünse de, beklenmeyen bir anda kontrolü eline alıp imlecin yerini değiştiren web sayfası da masum sayılmaz.
Bu konuda önerim eğer isim alanı boşsa imlecin oraya gitmesi, değilse direkt olarak şifre alanına gitmesi. Böylece isim alanı zaten dolu olan formda güvenle şifrenizi yazmaya devam edebilirsiniz.

Acı S.O.S

İki-üç ay önce Burger King restoranlarındaki tüm acı soslar toplatıldı. Bir süre önce farklı ambalajda ve belki farklı markaya sahip acı soslar tekrar müşterilere sunulmaya başlandı.
Bu konuda hiç bir açıklamaya rastlamadım, eski sosların neden bir anda yok olduğu ve yenilerinin piyasaya sürüldüğü konusunda merak içerisindeyim.

Fazla Vidalar

OrgMacGyver ile olan yakın ilişkimi bilirsiniz. Uzun süredir elimi sürmediğim orgumun(!) bazı fonksiyon tuşları çalışmıyordu. Yapacak işim olmadığından dolayı aldım elime tornavidayı başladım bunu sökmeye. Daha önce de lisedeyken ya da ortaokuldayken aynı şeyi yapmıştım; açtıkça hatırlar gibi oldum.
Neyse, yaklaşık 30-40 vida söküp açtıktan sonra board’un üstünde temassızlık olan yerleri tespit edip bi-iki sıvazladım ve çalışır duruma getirip kapattım. Tabii ki her zaman olduğu gibi yine içine fazla parça koymuşlar. Elimde yine birkaç vida ile iki elektronik devre tabakasını birbirinden ayrı tutmaya yarayan 3 adet parça kaldı. Küçükken açtığımda da içinden fazla parça çıkmıştı. Demek ki bu işlemi birkaç kez daha tekrarlasam vidasız ve tam fonksiyonel bir cihaz elde edebilirim!