Web Programlamaya Giriş - Formlar

30 January 2005 - 15:33 (Makaleler, Bilgisayar)

Formlar Web’de sıkça karşımıza çıkar. Kimi zaman sevdiceğimize bir e-posta gönderirken, kimi zaman bir siteye üye olurken hep bir form doldurur ve göndeririz. İşte HTTP protokolünde bu göndermenin iki yolu vardır: GET ve POST. Bir form GET yöntemiyle gönderiliyorsa tüm veriler adres satırından gönderilir. Örnek: form_al.php?isim=baris&konu=test
POST yönteminde ise veriler bizim çıplak gözle göremeyeceğimiz şekilde gönderilir. Popüler web programlama dili PHP’de bu form değerlerine erişebilmek için $_GET ve $_POST dizi değişkenleri (Array) kullanılır. Örneğin GET yöntemiyle gönderilmiş form değerlerine erişmek için form_al.php dosyasında $_GET[’isim’] ve $_GET[’konu’] değişkenlerini kullanabilirim.
Şimdi öğrendiklerimizi gerçek hayattan bir örnek ile pekiştirelim.

Ozgur says :
Kaptan senin için bütün herşeyi $_GET’ten alıyo diyolar

Ozgur says :
ben dedim barış yapmaz öyle şey

Ozgur says :
delikanlı çocuktur dedim

Barış says :
aman abi

Barış says :
$_POST’larını deldirtmesinler bana

Ozgur says :
eywallah

( muhabbet gerçektir )
(e bilgiler de)

Comments

Bakış Açısı

29 January 2005 - 03:34 (Akıl Fikir)

Otobüste düşündüm: Diyelim ki otobüsteki görevli (host) bir koltuğa oturdu ve servis düğmesine bastı. İşte bu anda evren birden kendi içine çökebilir. Çünkü adam kendini çağırıyo ve kendisi zaten orada. Yoksa adam sonsuz bir döngüye mi girdi?
Eheh, tabi ki böyle değil. Adam sadece oturmuş ve tepesindeki kırmızı bir düğmeye basmış. Kimsenin gelip gideceği yok. Olaylara fazla felsefi yaklaşmamak lazım. Ayrıca ortada döngü falan yok. Yani adamın sürekli bir hareketi tekrarlaması söz konusu değil.
Nuhoha kandırdım! Tabi ki adam sonsuz döngüye girdi. Yaptığı hareket yok dedim ama adam bekliyor. Ve beklemeyi sonlandıracak şey kendisinin gelmesi olduğundan ve de kendisi zaten orada olduğu için gelmesi mümkün olmadığından sonsuza kadar bekleyecek.
Ehue, yine kandırdım! Niye beklesin lan, kalkar gider yatar.

Tüm bunlardan çıkaracağımız sonuç: Vaktiyle seyahatinizi edin, fazla geç saate kalmayın.

8 Comments

İhtiyaç Molası

17 January 2005 - 11:57 (Yorum)

İş icabı bir kaç aydır Ankara’dayım. Yalnız hemen hemen her haftasonu İstanbul’a gidip geliyorum. Dün akşam İstanbul’dan Ankara’ya dönerken “Du bikere de şu pahalı firmalardan biriyle gideyim de belki rahat uyurum. Zira yarın işe gideceğim” dedim. Bilet fiyatı normalin iki katı. Birini aradım; firmanın cingıl’ı çıktı kapattım. Otobüs firmasının şarkısı olur mu ya? Soğudum birden… Neyse diğer bir pahalı firmayı aradım, onda da müzikle karşılaştım ama en azından firmadan bahsetmiyordu. Baktım yer de var ayırttım yerimi.
Kardeşim bu ne rahatlık, bu ne konfor!? Koltuklar deriden, geniiiş. Tek kişilik koltuklar da var ama onlarda yer kalmamıştı. Oturduğum en rahat araç koltuğuydu. Günlerce yol alsan koymaz, o derece. Kaptan bile görünce gülümseyip “Hoşgeldiniz” falan diyo. Koltuklarda müzik sistemi falan var ondan bahsetmiyorum, duymuşsunuzdur.
Yalnız anladım ki böyle bir firma bile “Hayvanlığın lüzumu yok” anlayışından yoksun! Kışın ortası, zaten herkes kalın giysilerle donanmış, aracın içini o kadar sıcak yapmanın mantığı nedir yahu! İkincisi şimdiye kadar gördüğüm tüm şoförler Bolu Dağı’nda sapıtıyo. Baktım bu da ne kar dinliyo ne buz, bastıkça basıyo. Bi ara sis nedeniyle görüş mesafesi 5-10 metreye düştü; inanmazsınız adam 90′la falan gidiyo. “Amaan” dedim. “Takmışım kemerimi de zaten”. Yattım uyudum.

1 Comment