Müzik Nedir?

Müzik evrensel bir dildir. Şaka len şaka :) Herkesin hoşuna gidebilir ancak bazı insalarda tarifsiz duygu yoğunluğuna neden olabilir. Bunlara kısaca müzikten anlayan insan da denebilir. “Anlamak”tan kastım bilgi ve analiz becerisi değil; hissetmek… Bunun zamanla mı kazanıldığı, doğuştan mı geldiği hakkında pek fikrim yok. Belki her iki nedenden dolayı ortaya çıkabiliyordur.

İki farklı duygu olduğunu düşünüyorum. Birincisi üst üste gelen ve arka arkaya dizilen seslerin (notaların) verdiği duygu, ikincisi ise ritmin verdiği duygu. Evet, bence bunlar farklı şeyler. Müzik denilince akla gelen notalardır ancak bir perküsyon solosuna müzik dememek de mümkün değil. Bazılarının “E vurmalı çalgılarda da nota var” dediğini duyar gibi oluyorum. Aslında daha önce duydum. Fakat vurmalı çalgılardan aldığımız hissiyatı buna bağlayamayız. Zira sabit bir sesle çalınan vurmalı çalgı yine içimizde birşeylerin “kıpraşmasına” yol açacaktır.

Bazen çalan müzik, onu anlayan insanın ağzının yüzünün yamulmasına, garip vücut hareketlerine sebep olur. Mesela bir enstrüman çalan ve çaldığını anlayan bir insan sanki birşey anlatmak istiyormuş ya da ağzı, kolu, bacağı olan bir enstrümanmış gibi davranabilir. Sakın korkmayın. Bence bunun sebebi müziğin adeta farklı bir dünyanın dili olması, verdiği duyguların başka türlü anlatılamayacak olması ve bu durumla karşılaşan insanın hislerini ifade etmeye çalışmasıdır. Hissettiklerini dünyamıza uygun olarak gerçekleme isteği de denebilir. Bu sonradan kazanılan bir alışkanlık da olabilir. Yani izlediği diğer müzisyenler aynı hareketi yapıyordur ve o da bir nevi taklit ediyordur. Ancak bu durumdaki insan ne yapacağını önceden düşünmez. Buna sebep olan duygu yoğunluğudur. O yüzden böyle bir taklit mekanizması olduğunu sanmıyorum.

Şu ana kadar salt müzikten bahsettim. Yani işin içine sözleri, şarkı konusunu katmadım. O da ayrı bir konu; yukarıda bahsettiklerim ve gerçek dünyadan bazı duyguların oluşturduğu bir karışımdır belki.


Warning: count(): Parameter must be an array or an object that implements Countable in /home/bmert/bmert.net/wordpress/wp-includes/class-wp-comment-query.php on line 399

63 Yorum

mindsphere  on January 30th, 2007

yaşama bağlayan,yaşamdan koparan geri döndüğümde bana hiçbir zaman sırtını çevirmeyen bana aşık notalar.

musicBoi  on February 6th, 2007

bence çok iyi açıklamışsın. nota ve ritim birbirini tamamlayan unsurlar. bunlar harmanlaşarak müzik ortaya çıkıyor. sözler olmasa da olur dimi yani? :p

özge  on February 19th, 2007

gercektn okurken cok yoruldum bende müzıyenım ama oturupta bu sekılde dusunup hıc bızamn kendımı yormadm.ınsan eger bı melodi bı rıtm duydugunda ıcınde bıseler uyanıyor acı yada tatlı bıseler hıssedebılıosa yeterli bencee.müzik cok derin bunu müzısyenden baskası anlayamaz ama eğer bı dinleyiciysenız bıseler dınledgnzde kendınızı mutlu hıssedebılıor bırcok duyguyu ıcınzde hıssedebılıosnz ne mutlu size cok fazla bu nedr dıe dusunup kendınızı yormanıza gerek yok bırakın o duygu seli sizi.. alıp götrsün.herkezi dınleyıcı olmaya davet edıormm…

özge  on February 19th, 2007

ayrıca bmertin sözlerıne katılıorm yerınde sözler söylemışş ve bıraz gec okudum ama mindsphere’in yorumu cok hoşuma gttı okumanz gereken en kısa ve en güzel yorumlardan bırı bence..

mehmet  on March 31st, 2007

arkadaşlar sizden ricam çocuğumun ödevi için bati müziği nedir açıklaması ve bir kaç örnek verebilen mümkünse iyi günler

melodi77  on April 10th, 2007

Müziğin varlık nedeni olarak ses Tatmin edici bir müzik tanımına, basit bir biçimde ses açısından ulaşmak elbette mümkün değildir. Ancak belli bir zaman diliminde tınlayan sesin, müziğin yapı taşı haline nasıl ve neden öyle geldiğini betimlemek zorunlu görünüyor. Müzik hangi çağda ve toplumda, ne amaçla ve nasıl yapılırsa yapılsın, ve adına ne denirse densin fiziksel bir fenomen olan seslere dayanır. Bizim ses dediğimiz şey, biyo-kültürel çerçevede duyma eşiği ile (kabaca sts 20-20.000) sınırlanan titreşimlerdir. Bir nesnenin ürettiği basit uyumlu hareket olarak tüm titreşimler kulağımızı uyarmadığı ve beynimizde duyumlara yol açan bir etkiye sahip olmadığı için ses değildir. Sesin oluşması için kulağı uyarabilecek nitelikte etkenler, bu etkenleri kesintisiz ve yeterli şiddetde ileten ortamlar, ve etkenleri değerlendirebilecek nitelikte kulak ve beyin gereklidir. umarım işinize yarar mehmet bey bye

polat  on December 13th, 2007

bir gün gelirse herkez müzikke irençlik duyacak ben polat alemdar

naim  on September 8th, 2008

Neden müzik dinliyoruz?

Müzik, müziğin ne olduğu, vücudumuzda ve hormonal dengemizde ne değişikler yaptığı konusunda merakımı tatmin edecek yeterince bilimsel kaynak bulamamışımdır.

Dünya da asırlardır egemen olan Batı felsefesinin dayandığı kaynak pozitif bilimsel değerlerdir. Bu felsefe, gözle görülmeyen, elle tutulmayan, koklayarak anlaşılamayan, matematik denklemler ile izah edilemeyen her değerin bilimsel olarak yok farz edilmesidir.

Doğu felsefesinde ise batı bilimlerindeki gibi izah edilemeyen, pozitif bilimlerin denklemleri ile ispatlanamayan pek çok değer bulunmakta, ancak asırlardır göz ardı edilmekte.

Ancak doğu felsefesi son yıllarda tekrar pozitif bilimlerin önüne geçmeye başladı, insanlar bilim ile ispat edilemeyen pek çok soruyu ne, neden, nasıl, ne zaman soruları ile daha çok sormaya başladılar.

Konusunda çok bilgili bir arkadaşıma geçen gün bir şey anlatmasını istedim, ben 300 yıl önceden ışınlama ile günümüze gelen bir insanım bana elektrik denen şeyin ne olduğunu anlat ve ben anlayayım!!

Arkadaşım uğraştı durdu, elektronlardan, nötronlardan filan bahsetti ama bir türlü anlatmayı beceremedi.

Aynı şey müzik için de geçerli,. Müzik nedir sorusunun cevabı sürekli aklımı meşgul eder dururdu, hatta bu konuda tamamen kendi sezilerime dayanan bir makale yazmıştım, okumuş olanlar olabilir.

http://www.nonamehifi.com/ContentDetails.p…ID=23&arc=0

Eğer okumayanlar var ise bu makaleden önce diğerini okumalarını öneririm.

Geçen hafta elime ulaşan bir kitap bu konuda bende farklı bir pencere açtı ve konuyu sizler ile paylaşmak arzusunu duydum. Kitabın adı ; Water Chystal Healing, Music&Images to Restore Your Well Being. Bir Japon bilim adamı ve su araştırmacısı olan Masaru Emoto tarafından yapılan deneyleri ve sonuçlarını anlatan bir kitap. Müzik ve imajların insana verdiği huzur ve bedeni iyileştirme gücü olarak tercüme edilebilir. Tamamen bilimsel araştırmalara (batı standartlarında) dayanıyor. Yani el ile tutulabilir, göz ile görülebilir sonuçlara ulaşıyor.

Kısaca paylaşmaya çalışacağım;

MÜZİK NEDİR ?

En kaba tarifi ile pekçok ses demektir. Ses nedir, rezonans oluşturan maddelerin ortaya çıkardığı bir enerjidir. İnsanoğlu açısından 15 Hz ile 20 Khz arasındaki vibrasyonlar ses olarak algılanır, diğer vibrasyonlar insanoğluna göre ses sayılmazlar çünkü duyulamazlar.

Ses, bir vibrasyondur, dolayısı ile hareket eden bir enerji formudur. Diğer bir deyiş ile hareket eden partiküller ve elektronlardır. Ses enerjisi, hareketini dalgalar halinde yapar. Müzik dediğimiz şey ise ses tabir ettiğimiz bu enerji kombinasyonlarının sanat olarak bir araya getirilmiş çeşididir, kendisi de bir enerji formudur.

VÜCÜDUMUZDAKİ SENFONİ

Vücudumuz yaklaşık 100 Trilyon hücreden oluşur. Her hücrenin bir vibrasyonu vardır ve şaşırtıcı bir şekilde her hücrenin vibrasyonu birbirinden farklıdır. Diğer bir deyiş ile vücudumuzdaki her hücre ayrı bir ses üretir. Çok kuvvetli bir miktofon ile tamamen sağır bir odada vücudumuzdan çıkan bu senfoniyi kayıt edebilmemiz mümkündür. Masaru Emoto, yaptığı araştırmalarda her tür hastalığımızın temelinde bu hücrelerin yaydığı vibrasyonlardaki bozulmanın yol açtığını keşfetmiştir. Masaru Emoto’ya göre vücudumuzdaki hücrelerin yaymış olduğu sesler ne derece uyum içerisinde ve güzellikte ise vücudun sağlıklı olma olasılığı aynı ölçüde artmaktadır. Aynı şekilde ahenksiz sesler arttığında ise tüm senfoni bozulmakta, ağır ağır tüm vücudumuz negative dönmekte ve sonunda hastalıklar gelmektedir.

Bu nedenle bazı doktorlar sadece bir hastanın vücudunu steteskop ile dinleyerek anormallikleri algılayabilmektedirler.

VİBRASYONU VİBRASYON İLE KONTROL ETME

Bir vibrasyonu (titreşimi) kontrol etmek günümüzde oldukça kolaydır. Vibrasyonu oluşturan ses dalgasını bulup 180 derece ters faz ile aynı vibrasyonu göndermek vibrasyonu yok eder. Örnek vermek gerekirse müzik sistemimize bir sub woofer ilave ettiğimizde tüm bas seslerin yok olabildiğini duyabiliriz. Bu nedenle iyi tüm aktif baslarda 180 derece faz farkı düğmesi vardır. Düğmeyi diğer konuma aldığımızda bir anda şiddetlenen, aksi takdirde yok olan sesleri duyabiliriz. Aynı şekilde bir arabanın dört kapısına takılan dört hoparlörün birinin fazı ters bağlanırsa içeride hiç bas kalmadığını duyabiliriz. Bu teknoloji şu anda yeni otomobillerin motor ve yer seslerini yok etmek için uygulanmaktadır.

Müziğe ihtiyaç hissetmemizin sebebi bu basit prensipte yatmaktadır. Seçtiğimiz müzik, hücrelerimizin bozulmuş olan vibrasyonlarını ters faz ile normal haline döndürür. Modern şehir hayatının stresi, vücudumuzdaki hücrelerin vibrasyonlarını bozmaktadır. Bu vibrasyonları normale döndürmek için müziğe ihtiyaç duyarız. İhtiyaç duyduğumuz anda aradığımız türde müzik, tempo, ton ve ritmler vücut vibrasyonlarımızı normale döndürür. Bu iyileştirici özelliklerinden dolayı müzik insan tarihinin başından beri bizimle beraber ola gelmiştir.

MÜZİĞİ GÖRMEK

Müziğin anlamı duyulabilir olmasındadır. Ancak yeni su kristallerini fotoğraflayabilme teknikleri sayesinde müzik görülebilir hal almaya başlamıştır. Bir su kristali vibrasyon ile şekillenen geometrik kristallerden oluşur. Dinletilen her müziğe göre su kristalinin şekli ve formu değişir. İnsan vücudunun % 90 dan fazlasının su olduğunu düşünürsek vücudumuzdaki etkisini anlayabiliriz.

Masaru Emoto, pek çok kabı 1 mililitre aynı su ile doldurarak her birine aynı odada farklı zamanlarda farklı müzikler dinletmiş, sonra her kabı -30 derecede dondurmuş, ardından -5 derecedeki soğuk bir odada elektron mikroskobu ile kristallerin yapısını incelemiştir.

Masaru Emoto, her müziğin su kristallerinde farklı şekilleri oluşturduğu hayretle fark etmiştir. Müziğin kendisi görülebilir bir formda olmamasına rağmen etkileri görünür formlardadır. Aynı müzikler hep aynı kristal şekillerini oluşturmaktadır.

İlginç bir saptama ile yıllar sonra bir CD alacağımız zaman (o zaman CD olmayacak ama) üzerindeki kristalin yapısına göre müziği beğenip beğenmeyeceğimizi ayırt edebileceğimizdir.

Özhan Atalay

kaynak : e-posta

irem su  on April 8th, 2009

bence çok güzel olmuş

bmert  on April 8th, 2009

teşekkürler

cansu  on December 24th, 2009

iyimiş

kübra  on December 30th, 2009

bu bilgileri bize verdiğiniz için teşekkürler çok ihtiyacım vardı ben ce müziksiz hayat olmaz

hatice aksu  on January 20th, 2011

evet bencede müzik çok mal ve gereksiz çünki hayat zaten müzik..amaan öyle işte

Yorum Yaz